İçeriğe atla
Özel Yazılım

Üretim planı Excel'de ise termin sözü neye göre veriliyor

Yegan Bahadır MALKOÇ

Yazılım Uzmanı

11 dk okuma

Paylaş
Üretim planı Excel'de ise termin sözü neye göre veriliyor

Fotoğraf: cottonbro studio / Pexels

Üretim planı Excel'de tutuluyorsa, müşteriye verilen termin çoğu zaman plana değil planlamacının hafızasına dayanır. O dosya bir kapasite hesabı değil, bir niyet listesidir: hangi tezgâhın önümüzdeki hafta ne kadar dolu olduğunu, hangi kalıbın o sırada başka bir işte bağlı olduğunu, siparişin malzemesinin gerçekten teyitli olup olmadığını göstermez. Bu yüzden termin "sığar herhalde" ile verilir; tutmadığında da kimse sebebini gösteremez, çünkü sözün dayandığı hesap hiçbir yerde kayıtlı değildir.

Burada asıl mesele Excel'in kötü bir araç olması değil. Excel, tek bir kişinin kafasındaki resmi yazıya dökmek için fena değildir. Sorun, üretimin tek kişinin kafasına sığmayan bir şey olması: yük, hazırlık, malzeme, kalıp, vardiya ve acil işler aynı anda değişir. Bir hücreyi elle güncellemek bu değişikliklerin sadece birini yakalar. Aşağıdaki başlıklar, termin sözünün nerede kırıldığını ve planlamanın hangi bilgiyi görünür kılması gerektiğini sırayla ele alıyor.

Termin verilirken gerçekte neye bakılıyor

Bir imalatçıda termin sözünün nasıl doğduğunu izlemek öğreticidir. Satış müşteriden talebi alır, planlamacıyı arar, "şunu ne zaman veririz" diye sorar. Planlamacı elindeki dosyaya bakar, gözüyle boşluk arar, aklındaki devam eden işleri de hesaba katarak bir tarih söyler. O tarih, dosyada yazan bir sonuç değil, konuşma sırasında üretilmiş bir yargıdır. Telefon kapandığında ortada iki farklı gerçek kalır: müşteriye söylenen tarih ve dosyada duran plan.

Bu ikisi arasındaki bağ kopuk olduğu için termin bir taahhüt değil, iyi niyetli bir tahmin olarak yaşar. Tahmini kötü yapan şey de belirsizliğin kendisi değildir; üretimde belirsizlik her zaman vardır. Kötü olan, tahminin hangi varsayımlara dayandığının kayıtlı olmamasıdır. "Bu tarihi verdim çünkü pres o hafta boş görünüyordu ve malzemenin stokta olduğunu sanıyordum" cümlesi hiçbir yere yazılmaz. Sipariş geciktiğinde geriye dönüp bakılacak bir varsayım kalmaz, sadece suçlu aranır.

Planlamanın ilk işi tarih üretmek değil, tarihin dayanağını görünür kılmaktır. Bir termin sözü, arkasında hangi iş merkezinin hangi aralıkta ayrıldığı, hangi malzemenin ne zaman geleceği ve hangi kalıbın o işe tahsis edildiği bilgisiyle birlikte durmalıdır. Bu bilgi durduğu anda tartışma "kim yanlış söz verdi" olmaktan çıkar, "hangi varsayım tutmadı" olur.

Tezgâh yükü görünmüyorsa plan bir sıralama listesidir

Excel'deki plan çoğunlukla iş sırasıdır: üstte önce yapılacak iş, altta sonraki. Sıralama, kapasite demek değildir. Bir iş merkezinin o hafta kaç saatinin zaten satılmış olduğu, kalan boşluğun yeni siparişi alıp almayacağı sıralamadan okunamaz. Planlamacı bunu kafasında yapar ve genelde iyi yapar; ta ki iş hacmi artana, ürün çeşidi çoğalana ya da o kişi izne çıkana kadar.

Yükün görünür olması için her işin bir iş merkezine ve bir süreye bağlanması gerekir. Süre burada tek bir sayı değildir: işlem süresiyle hazırlık süresi ayrı ayrı durmalıdır. Aynı tezgâhta benzer parçaları arka arkaya çekmek ile her seferinde bağlama değiştirmek arasındaki fark, hazırlık süresinde saklanır ve bu fark plana yansımadığı sürece kapasite hep olduğundan geniş görünür.

Bir de darboğaz meselesi var. Her tezgâh eşit derecede kritik değildir; fabrikanın hızını genellikle bir ya da birkaç iş merkezi belirler. Plan bu ayrımı yapmıyorsa, boş tezgâhlara iş yığıp darboğazın önünde kuyruk oluşturmak çok kolaydır. Atölye meşgul görünür, herkes çalışır, ama sipariş çıkmaz. Termin de bu yüzden kayar.

Acil iş girdiğinde planı elle dizmek neden pahalı

Acil iş her imalatçının gerçeğidir; sorun acil işin kendisi değil, plana giriş biçimidir. Excel'de acil iş, bir satırın yukarı taşınmasıdır. Ama gerçekte o satır yukarı çıkınca altındaki her şey kayar: başka bir müşterinin terminini, bir kalıbın tahsisini, gelmiş bir malzemenin bekleme süresini etkiler. Elle dizen kişi bu zincirin tamamını göremez, en yakın birkaç halkasını görür.

Sonuç, kimsenin haberdar olmadığı bir gecikmedir. Kaydırılan siparişin müşterisine kimse haber vermez, çünkü kaydırıldığını satış bilmez. O müşteri arayıp sorduğunda ise cevap hazırdır: "araya acil iş girdi." Bu cümle doğrudur ama işe yaramaz, çünkü hangi işin hangi işi ittiğini kimse gösteremez.

Doğru kurgu, acil işi yasaklamak değil, maliyetini anında görünür kılmaktır. Bir iş plana öne alındığında sistem "şu siparişler etkilendi, yeni tarihleri şöyle oldu" diyebiliyorsa, öne alma kararı bilinçli verilmiş olur. O anda yönetici bazen "al" der, bazen "almayalım, iki müşteriyi birden kaybederiz" der. Bugün bu karar zaten veriliyor, sadece sonuçları görünmeden veriliyor.

Hammadde teyidi planın yanında duruyorsa termin yarım söylenmiştir

Planlama tarafında sık görülen bir ayrışma var: iş planı planlamacıda, malzeme durumu satın almada, stok bilgisi depoda. Termin sözü verilirken bu üçü konuşmuyorsa, verilen tarih yalnızca tezgâhın müsaitliğini ifade eder. Malzeme gelmezse tezgâhın boş olması hiçbir şey ifade etmez.

Bir siparişin plana girebilmesi için malzemesinin durumunun tek bir yerde okunabilmesi gerekir: stokta mı, siparişi verilmiş mi, tedarikçiden teyitli tarih alınmış mı, yoksa hâlâ teklif aşamasında mı. Bunlar birbirinden çok farklı güven seviyeleridir ve hepsi "malzeme var" diye özetlenirse plan yanlış kurulur. Teyitli tarihi olmayan bir malzemeye dayanan termin, müşteriye verilmeden önce şart cümlesiyle söylenmelidir; sonradan özür dilemekten iyidir.

Aynı şey yarı mamul için de geçerlidir. Dışarıya iş verilen operasyonlar, kaplama, ısıl işlem, boya gibi adımlar plan içinde bir süre olarak durmuyorsa, üretim biter ama sevkiyat bitmez. Bu adımların takvimde yeri yoksa termin baştan eksik hesaplanmıştır.

Kalıp, aparat ve ölçü aletleri kimin defterinde

Kapasite denince akla tezgâh gelir, oysa çoğu atölyede asıl kısıt kalıp ve aparattır. Bir kalıp aynı anda tek bir işte olabilir; bakımdayken hiçbir işte olamaz. Aynı şey özel bağlama aparatları, mastarlar ve bazen kalifiye operatörün kendisi için de geçerlidir. Bu kısıtlar genellikle hiçbir dosyada durmaz; kalıpçının aklında, ustabaşının defterinde ya da atölyedeki rafın üzerinde durur.

Planın bu kısıtları tanımaması, iki işin aynı hafta aynı kalıba ihtiyaç duyduğunun ancak iş başlayacağı sabah fark edilmesine yol açar. O sabah kaybedilen şey sadece o gün değildir; hazırlık yapılmış tezgâh, çağrılmış vardiya ve kaydırılan diğer işlerdir. Kalıp müsaitliğinin plana bir kaynak olarak girmesi, tezgâh yükü kadar önemlidir.

Bakım tarafı da buraya bağlanır. Planlı bakım takvimi üretim planının içinde değilse, bakım her zaman ertelenir ve sonunda plansız duruş olarak geri gelir. Duruşun kendisi kaçınılmaz olabilir, ama plana yazılmış bir bakım penceresiyle gece yarısı gelen bir arıza aynı şey değildir.

Satış termin verirken planın neresine bakmalı

Satışın plana bakmaması genellikle isteksizlikten değil, bakılabilecek bir yer olmamasından kaynaklanır. Planlamacının dosyası satışa açılsa bile satış oradan bir tarih okuyamaz; o dosya planlamacının çalışma alanıdır, dışarıya cevap üretmez.

Satışın ihtiyacı olan şey planın tamamı değil, tek bir cevaptır: "bu miktarda bu ürünü ne zaman verebiliriz." Bu cevabı üretebilmek için sistemin ürünün hangi iş merkezlerinden geçtiğini, o iş merkezlerinin mevcut yükünü, malzeme durumunu ve gerekli kalıbın müsaitliğini birleştirmesi gerekir. Cevap tek bir tarih olmak zorunda da değil; "malzeme teyitliyse şu aralık, değilse şu aralık" biçiminde koşullu verilebilir ve bu dürüst bir cevaptır.

Bir ara adım, satışın kendi başına söz vermek yerine sistemden geçici bir kapasite ayırması olabilir. Teklif aşamasındaki iş plana kesin olarak girmez ama görünür olur; teklif kazanılırsa ayrılan yer kesinleşir, kaybedilirse serbest bırakılır. Böylece planlamacı, hangi işlerin gerçekten geleceğini son anda öğrenmez.

Plan tuttu mu: gerçekleşenle karşılaştırmayı kim yapıyor

Planlamanın en çok atlanan parçası, planın kendisinin ölçülmesidir. Çoğu işletmede plan yapılır, iş yapılır, ay biter ve ikisi hiçbir zaman yan yana konmaz. Oysa planlamanın iyileşmesi tek bir alışkanlıkla başlar: her iş için planlanan başlangıç ve bitiş ile gerçekleşen başlangıç ve bitişi saklamak.

Bu iki kayıt yan yana durduğunda sapmanın deseni ortaya çıkar. Belirli bir tezgâhta sürekli sarkma varsa, ya süreler yanlış tanımlanmıştır ya orada gerçek bir darboğaz vardır. Sapma hep malzeme bekleyen işlerdeyse sorun atölyede değil satın almadadır. Hazırlık süreleri sistematik olarak eksik yazılmışsa plan hep iyimser çıkar ve düzeltilmesi gereken şey plan disiplini değil, veri tanımıdır.

İzlenmeye değer birkaç şey var ve bunlar karmaşık değildir: iş merkezi bazında yük ve boşluk, hazırlık sürelerinin işlem sürelerine oranı, darboğaz iş merkezinin önündeki kuyruk, terminine yetişen siparişlerin oranı ve geciken işlerde gecikme sebebinin ne olarak kaydedildiği. Son madde özellikle önemlidir: sebep bir seçim listesinden işaretleniyorsa, birkaç ay sonra gecikmelerin nereden geldiği tartışmasız görünür hale gelir.

Excel'den çıkmak, her şeyi bir anda büyük bir sisteme taşımak anlamına gelmiyor. Genellikle doğru sıra şudur: önce iş merkezleri ve gerçekçi süreler tanımlanır, sonra siparişler bu merkezlere bağlanır, sonra malzeme ve kalıp müsaitliği plana kaynak olarak girer, en sonunda satışa termin cevabı üreten ekran açılır. Her adım kendi başına bir fayda verir; hiçbiri diğerinin tamamlanmasını beklemek zorunda değildir.

Kısaca

  • Excel'deki plan bir sıralama listesidir; kapasite hesabı değildir. Termin sözü bu yüzden dosyaya değil, planlamacının hafızasına dayanır.
  • Termin verilirken tezgâh yükü, hazırlık süresi, malzeme teyidi ve kalıp müsaitliği aynı anda görünmüyorsa, verilen tarih koşullu bir tahmindir.
  • Acil iş yasaklanamaz ama maliyeti görünür kılınabilir: bir işi öne almak hangi siparişleri ittiğini anında göstermelidir.
  • Kalıp, aparat ve dış operasyonlar da birer kapasite kaynağıdır; plana girmezlerse gecikme iş başlayacağı sabah fark edilir.
  • Planlanan ile gerçekleşen yan yana kaydedilmiyorsa planlama hiç iyileşmez; sapmanın deseni ancak bu karşılaştırmadan okunur.

Sıkça Sorulan Sorular

Küçük bir atölyede üretim planı için Excel gerçekten yetersiz mi?
Tek tezgâh grubunun ve az sayıda ürünün olduğu bir atölyede Excel uzun süre iş görür. Yetersizleşme genellikle üç şeyle başlar: ürün çeşidinin artması, aynı kaynağı isteyen işlerin çakışması ve termin sorusunu birden fazla kişinin cevaplaması. Bu üçünden ikisi varsa Excel artık planı taşımıyor, sadece planlamacının notunu tutuyordur. Karar için tezgâh sayısına değil, aynı bilgiye kaç kişinin ihtiyaç duyduğuna bakmak daha doğrudur.
Hazırlık sürelerini bilmiyoruz, plana ne yazmalıyız?
Başlangıçta operatöre ve ustabaşına sorup kaba bir değer yazmak, hiç yazmamaktan iyidir. Önemli olan hazırlık süresini işlem süresinden ayrı bir alan olarak tutmaktır; değer kaba olsa bile ayrı durduğu sürece zamanla düzeltilebilir. Birkaç ay planlanan ile gerçekleşen karşılaştırıldığında hangi parça ailesinde hazırlığın sistematik olarak eksik yazıldığı ortaya çıkar. Süreleri baştan mükemmel tanımlamaya çalışmak projeyi başlamadan durdurur.
Darboğaz tezgâhı nasıl tespit ederiz?
En basit gösterge önündeki kuyruktur: hangi tezgâhın önünde sürekli bekleyen iş yığılıyorsa, hızınızı büyük ihtimalle o belirliyor. İkinci gösterge, o tezgâh durduğunda sevkiyatın da durup durmadığıdır. Darboğazın sabit olmadığını da unutmamak gerekir; ürün karması değiştikçe yer değiştirebilir. Bu yüzden tespit tek seferlik bir çalışma değil, iş merkezi yükünün düzenli izlenmesiyle sürdürülen bir gözlemdir.
Satışa kapasite ekranı açarsak her satışçı kendi işini öne aldırmaz mı?
Görünürlük ile yetki farklı şeylerdir. Satışın planı görmesi, planı değiştirebilmesi anlamına gelmez; doğru kurguda satış yalnızca sorgular ve teklif için geçici yer ayırır, önceliği değiştirme yetkisi planlamada kalır. Öne alma talebi bir istek olarak sisteme düşer ve etkilediği siparişlerle birlikte onaya gider. Bu düzen, bugün telefonla yürüyen aynı pazarlığın kayıt altına alınmış hâlidir.
Termini müşteriye aralık olarak vermek güven kaybettirir mi?
Genellikle tersi olur. Gerekçesiz tek bir tarih verip tutturamamak, baştan koşullu söylenip tutulan bir aralıktan daha çok güven kaybettirir. "Malzeme teyidi bu hafta gelirse şu aralık, gelmezse şu aralık" biçiminde bir cevap, müşteriye kendi planını yapma imkânı da verir. Önemli olan koşulun takip edilmesi ve koşul netleştiğinde müşteriye ilk sizin haber vermenizdir.
Mevcut muhasebe veya ERP programımız zaten var, ayrı bir planlama katmanı gerekir mi?
Çoğu muhasebe ve ticari program siparişi, stoğu ve faturayı iyi tutar ama iş merkezi yükünü ve kalıp müsaitliğini modellemez. Bu durumda planlama katmanı ayrı çalışıp sipariş ve stok verisini mevcut programdan almak üzere kurulabilir. Kritik nokta, ürün ve stok kodlarının tek kaynaktan gelmesi, planlama tarafında ikinci bir ürün listesi doğmamasıdır. İki liste oluştuğu anda hangi verinin doğru olduğu tartışması başlar.

Yazar

Yegan Bahadır MALKOÇ

Yazılım Uzmanı

Yazılım uzmanı. Proje sürecinin işleyen tarafını yazıyor: gereksinim toplama, test, sürüm yönetimi, kullanıcı kabulü ve teknik borç. Yazılımın neden geciktiğini sahadan anlatıyor.

İlgili yazılar

Hazır mı, özel mi? Birlikte karar verelim

Süreçlerinizi kısa bir görüşmede dinleyip, ihtiyacınıza en uygun çözümü ve yol haritasını dürüstçe çıkaralım.