İçeriğe atla
Dijital Dönüşüm

İnternet kesildi, sistem durdu: iş nasıl devam edecek?

Giray Can Bıyıklıoğlu

IT Uzmanı

10 dk okuma

Paylaş
İnternet kesildi, sistem durdu: iş nasıl devam edecek?

Fotoğraf: Beyzaa Yurtkuran / Pexels

İnternet kesildiğinde iş durmaz; iş, kesintiye hazırlıksız yakalandığında durur. Fark, o gün bulunacak akıllı bir çözümde değil, önceden yazılmış birkaç sayfada: hangi işin elle yürüyeceği, kimin kimi arayacağı, kesinti bitince verinin sisteme nasıl geri gireceği. Çoğu işletmede bu sayfalar yoktur. Onun yerine, hattı çeken kişinin telefonu ve herkesin birbirine sorduğu "ne yapıyoruz şimdi" sorusu vardır. O soru sorulduğu anda kayıp başlamıştır, çünkü kesinti süresi kadar da karar süresi kaybedilir.

İş sürekliliği kulağa büyük şirket işi gibi gelir. Değildir. On beş kişilik bir firmada da aynı sorular geçerlidir, sadece cevapları daha kısadır. Bu yazı, o kısa cevapları nasıl yazacağınızla ilgili.

Kesinti anında gerçekte ne durur

Önce şunu ayırmak gerekir: kesinti her şeyi aynı anda durdurmaz. Durdurduğu şey, dışarıyla konuşan her adımdır. Sipariş girişi bulut tabanlı bir sisteme yapılıyorsa durur. Kasa, ödeme sağlayıcısına bağlıysa kart çekemez. E-fatura kesilemez, çünkü onay merkeziyle konuşulamaz. Mail gelmez, teklif gitmez, müşteri sizi arasa bile santral bulut üzerindeyse çalmayabilir.

Durmayan ne var? Üretim hattındaki makine dönmeye devam eder. Depodaki mal yerinde durur. Sevkiyat aracı yola çıkabilir. Yani fiziksel iş devam edebilecek durumdadır, ama onu yönetecek bilgi akışı kesilmiştir. Klasik sonuç şudur: sevkiyat duramaz ama fiilen durur, çünkü irsaliyeyi kimse kesemez. İşin kendisi değil, işin kaydı tıkanır.

Bu ayrımı yapmak önemli, çünkü hazırlığın tamamı buradan çıkar. Sorulacak soru "interneti nasıl geri getiririz" değil, "bilgi akışı olmadan hangi işi kaç saat yürütebiliriz" sorusudur. İlkinin cevabı sizde değil, operatörde. İkincisinin cevabı tamamen sizde.

Dört tane "tek" ve neden hepsi aynı risk

Kesintiye açık işletmelerin ortak yapısı genelde dört başlıkta toplanır. Tek hat: tüm ofis, tek bir operatörün tek bir hattından çıkıyor. Tek modem: o hattın ucundaki cihaz da tek, yedeği rafta durmuyor. Tek sunucu: muhasebe, stok, dosya paylaşımı, hepsi arka odadaki tek makinede. Tek kişi: sistemi kimin kurduğu, şifrelerin nerede olduğu, sözleşmenin kimde olduğu tek bir insanın kafasında.

Bunlar farklı riskler gibi görünür ama davranışları aynıdır: dördü de tek bir noktanın çökmesiyle tüm işi durdurur. Ve pratikte en sık başa çıkan, en teknik olmayanıdır: tek kişi. Hat kesildiğinde operatörü arayacak abone numarasını bilen kişi izindeyse, kesinti süresi teknik bir mesele olmaktan çıkıp organizasyonel bir meseleye dönüşür.

Bu dört başlığı ayrı ayrı çözmek şart değil. Ama her biri için "bu düşerse ne olur, kaç saat dayanırız" sorusunun yazılı bir cevabı olmalı. Cevap "bilmiyorum" ise, orası ilk çalışılacak yerdir.

Yedek hat: gerçekten yedek olan nedir

Yedek hat denince akla ikinci bir internet aboneliği gelir. Faydalıdır, ama bir şartla: yedek hattın ana hattan bağımsız olması gerekir. Aynı binaya, aynı kutudan, aynı operatörün aynı altyapısıyla gelen ikinci bir abonelik, altyapı arızasında birlikte düşer. Yedeklilik, farklı bir yol demektir; ikinci bir fatura demek değil.

Küçük işletmelerde en pratik ikinci yol genelde mobil bağlantıdır. Bir hücresel modem ya da gerektiğinde telefonun bağlantı paylaşımı, kritik birkaç işi ayakta tutmaya yeter. Ama burada da iki noktayı önceden çözmek gerekir. Birincisi, geçişin kim tarafından, nasıl yapılacağı: cihazı kim takacak, hangi bilgisayarlar bu hatta bağlanacak. İkincisi, kapasitenin kime ayrılacağı: mobil hat üzerinden herkesin her şeyi yapması mümkün olmayabilir, o yüzden öncelik sırası önceden belirlenmiş olmalı.

Ve en çok atlanan şey: yedek hat denenmemişse yedek değildir. Yılda birkaç kez, işler normalken, yarım saatliğine ana hattı kapatıp yedekle çalışmayı denemek, kesinti gününde öğrenilecek her şeyi sakin bir günde öğretir.

Çevrimdışı yürüyebilen süreç tasarlamak

Bazı işler bağlantı olmadan da yürüyebilir, yeter ki bunun için önceden bir yol açılmış olsun. Burada amaç, sistemin yaptığı işi kâğıtla taklit etmek değil; sistemin olmadığı saatlerde de kaydı bozmayacak bir geçici yöntem tanımlamaktır.

Pratikte işe yarayan birkaç yaklaşım var:

  • Kritik listelerin çevrimdışı kopyası: güncel stok listesi, fiyat listesi, müşteri iletişim bilgileri ve açık siparişler, günlük olarak yerel bir cihaza da inen bir kopya halinde bulunsun. Kesintide karar vermek için çoğu zaman bu üç liste yeter.
  • Numaralı geçici form: sipariş, sevk ya da servis kaydı elle alınacaksa, önceden basılmış ve sıra numaralı bir form kullanılsın. Numara, kesinti sonrası hiçbir kaydın atlanmadığını kanıtlamanın en basit yoludur.
  • Yerel çalışabilen kritik uygulama: kasa, terazi, üretim terminali gibi noktalarda uygulamanın bağlantı gittiğinde yerelde kayıt tutup sonra eşitleyebilmesi, satın alma aşamasında sorulması gereken bir sorudur. Sonradan eklenmesi zordur.
  • Belgenin yasal tarafı: e-belge tarafında kesinti hallerinde izlenecek usuller bellidir; bunları mali müşavirinizle önceden konuşup tek sayfalık bir not haline getirmek, o gün internette cevap aramaktan çok daha hızlıdır.

Kimin kimi arayacağı

Kesintinin ilk on beş dakikası genelde teşhise gider: sorun bizde mi, binada mı, operatörde mi. Bu süre, sıra belliyse birkaç dakikaya iner. Basit bir sıra şudur: cihaz seviyesinde mi (tek bilgisayar mı, herkes mi), bina seviyesinde mi (elektrik, modem ışıkları), dışarıda mı (komşu iş yerinde de var mı, operatörün arıza kaydı ne diyor).

Bunun yanına iki şey yazılmalı. Birincisi, tek sayfalık bir iletişim listesi: operatörün arıza hattı ve abone numarası, varsa bilgi işlem desteğinin telefonu, yazılım tedarikçisinin destek kanalı, elektrik arızası için bina sorumlusu. Bu liste kağıda basılmış ve birden fazla yerde olmalı, çünkü kesintide ortak dosya sunucusundaki liste okunamaz.

İkincisi, karar yetkisi: kesinti yarım saati aştığında elle yürütmeye kim geçme kararı verir, o kişi yoksa kim verir. Bu tek satır, en çok zaman kazandıran satırdır. Yetki belirsizse ekip beklemeyi seçer, çünkü beklemek kimseye sorumluluk yüklemez.

Kritik sistem listesi ve toparlanma sırası

Her sistem eşit değildir. İşletmedeki uygulamaları üç kovaya ayırmak yeterlidir: durursa iş durur, durursa aksar ama yürür, durursa bugün fark edilmez. Bu ayrım, hem kesinti anında neye öncelik vereceğinizi hem de yatırım yaparken nereye yedeklilik koyacağınızı söyler.

Listeyi çıkarırken iki soru sorun. Bu sistem olmadan kaç saat çalışabiliriz? Ve geri geldiğinde en fazla ne kadarlık veriyi kaybetmiş olmayı kabul ederiz? İkinci soru yedekleme sıklığını doğrudan belirler; günde bir yedek alan bir sistemde "bir saatlik kaybı bile göze alamayız" demek anlamlı değildir. Bu iki cevap birbirini tutmuyorsa, tutmayan yer bütçe konuşmasının başlangıç noktasıdır.

Sıra da bu listeden çıkar: bağlantı geri geldiğinde önce hangi sistem ayağa kalkacak, hangi ekip önce sisteme dönecek. Herkesin aynı anda dönmesi, özellikle sınırlı bir yedek hat üzerinden çalışırken, dönüşü yavaşlatır.

Kesinti bitince: asıl iş burada

Bağlantı geldiğinde herkes rahatlar ve işine döner. Gerçek risk tam burada başlar. Kesinti sırasında elle alınmış kayıtlar sisteme girilmezse, birkaç gün sonra stok tutmaz, fatura eksik çıkar, müşteri "ben bunu sipariş etmiştim" der ve kimse kaydı bulamaz. Kesintinin faturası o gün değil, iki hafta sonra ödenir.

Bunun önüne geçmek için üç şey yeter. Elle alınan her kayıt tek bir yerde toplansın; masalarda dağılan not kağıtları toplanamaz. Bu kayıtları sisteme girme işi belirli bir kişiye ve belirli bir zamana atansın, "müsait olunca" değil. Ve giriş bittiğinde numaralar üzerinden basit bir kontrol yapılsın: elle kesilen ilk ve son numara arasındaki her kayıt sistemde var mı?

Son olarak, kesinti bittikten sonra on dakikalık bir değerlendirme yapmaya değer. Ne çalıştı, ne çalışmadı, hangi bilgi bulunamadı. Bu on dakikada çıkan notlar, sürekliliğe dair yazacağınız o birkaç sayfanın en gerçekçi kaynağıdır; hiçbir şablon o kadar isabetli olmaz.

Elektrik ve donanım: aynı senaryonun diğer kapıları

İnternet kesintisi için kurduğunuz düzen, elektrik kesintisi ve donanım arızası için de büyük ölçüde geçerlidir; sadece süreleri ve etkileri farklıdır. Elektrik gidince modem de gider, yani ikisi çoğu zaman aynı anda yaşanır. Sunucu ve ağ cihazlarının kesintisiz güç kaynağına bağlı olması, kısa kesintileri tamamen görünmez kılar; uzun kesintide ise kazandırdığı şey süre değil, sistemin düzgün kapanmasıdır. Aniden kesilen bir sunucu, geri geldiğinde bozuk veriyle açılabilir ve bu, kesintinin kendisinden daha pahalıya mal olur.

Donanım tarafında ise soru nettir: bu cihaz bugün ölse, yerine ne koyarız ve ne kadar sürede? Kritik bir cihazın muadilinin tedarik süresi haftalarsa, o cihaz artık teknik bir kalem değil, ticari bir risktir. Yedeklerin nerede durduğu, kurulum bilgisinin kimde olduğu ve yedekten geri dönüşün en son ne zaman denendiği, aynı listede yer almalı. Hiç denenmemiş bir yedek, yedek sayılmaz.

Kısaca

  • Kesintide fiziksel iş genelde devam edebilir; duran şey bilgi akışıdır. Hazırlık da bu ayrımın üzerine kurulur.
  • Tek hat, tek modem, tek sunucu ve tek kişi aynı riskin dört yüzüdür; her biri için "düşerse kaç saat dayanırız" sorusunun yazılı cevabı olmalı.
  • Yedek hat farklı bir yol demektir, ikinci bir fatura değil; ve düzenli denenmemişse yedek sayılmaz.
  • Kritik listelerin çevrimdışı kopyası, numaralı geçici formlar ve tek sayfalık iletişim listesi, kesinti anında en çok işe yarayan üç şeydir.
  • Asıl risk kesinti sırasında değil, sonrasında elle alınan kayıtların sisteme girilmemesinde ortaya çıkar; bu iş belirli bir kişiye ve belirli bir saate atanmalıdır.

Sıkça Sorulan Sorular

Yedek internet hattını sürekli açık mı tutmalıyım, yoksa gerektiğinde mi devreye almalıyım?
İkisi de olur, seçim ekibin teknik yetkinliğine bağlıdır. Otomatik devreye giren bir kurulumda geçiş saniyeler içinde olur ve kimsenin müdahalesi gerekmez, ama kurulumu ve düzenli kontrolü biraz emek ister. Elle devreye alınan bir mobil modem daha basittir, ancak o cihazı kimin takacağı ve hangi bilgisayarların bağlanacağı önceden yazılı olmalıdır. Hangisini seçerseniz seçin, yılda birkaç kez sakin bir günde denemeden gerçek yedek olduğunu varsaymayın.
Kesinti sırasında elle aldığımız kayıtları sisteme girerken tarih olarak hangi günü kullanmalıyız?
İşin fiilen gerçekleştiği tarih ve saat esastır, giriş yaptığınız gün değil. Bu yüzden geçici formlarda tarih ve saat alanı mutlaka bulunmalı ve doldurulmalıdır. Sisteminiz geriye dönük tarih girişine izin vermiyorsa, bunu kesinti yaşamadan önce yazılım tedarikçinizle konuşup nasıl çözüleceğini öğrenin. Mali belge tarafındaki tarihlendirme için ise mali müşavirinizin görüşünü alın; orada usul kurala bağlıdır.
Bulut sistem mi yoksa ofisteki sunucu mu kesintiye karşı daha dayanıklı?
Tek başına ikisi de değil; risk yer değiştirir. Bulut sistemde donanım ve yedekleme derdi azalır, ama internet kesintisi doğrudan erişimi keser. Ofisteki sunucuda internet gitse bile içeriden çalışmaya devam edebilirsiniz, buna karşılık donanım arızası, yedekleme ve elektrik sizin sorumluluğunuzdadır. Karar verirken sorulacak soru hangisinin daha güvenli olduğu değil, sizin işinizde hangi kesinti türünün daha sık ve daha pahalı olduğudur.
Süreklilik planını kaç sayfa yazmalıyız ve ne sıklıkla güncellemeliyiz?
Küçük bir işletmede birkaç sayfa fazlasıyla yeter: kritik sistem listesi, iletişim listesi, kesintide izlenecek adımlar ve kesinti sonrası kontrol. Uzun bir doküman yazıldığı gün eskimeye başlar ve kimse okumaz. Güncellemeyi takvime bağlamak yerine olaylara bağlayın: yeni bir sistem devreye girdiğinde, personel değiştiğinde, operatör ya da tedarikçi değiştiğinde ve her gerçek kesintiden sonra gözden geçirin.
Kesinti sırasında müşteriye ne söylemeliyiz?
Kesintiyi gizlemek genelde geri teper, çünkü müşteri yanıt gecikmesini zaten fark eder. Kısa ve somut bir bilgi yeterlidir: bir aksaklık yaşandığı, işin hangi kısmının devam ettiği ve ne zaman geri dönüleceği. Bu mesajın metnini önceden hazırlamak, o gün kimsenin cümle kurmakla uğraşmamasını sağlar. Ayrıca müşteriye kim bilgi verecek, bunun da önceden belli olması gerekir; herkes ayrı ayrı arayınca farklı şeyler söylenir.
Personel değişiminde tek kişiye bağımlılığı nasıl azaltırız?
Bilginin kafadan çıkıp yazıya geçmesi gerekir: hangi sistemin kimde hesabı var, sözleşmeler nerede duruyor, abone ve destek numaraları neler, yedekler nereye alınıyor. Şifrelerin kendisi için ekip içinde paylaşılabilen bir parola yöneticisi kullanmak, not defterine yazmaktan hem daha güvenli hem de devretmesi daha kolaydır. Bunun ötesinde, kritik işlemleri en az iki kişinin daha önce fiilen yapmış olması, dokümandan daha güvenilir bir yedektir.

Yazar

Giray Can Bıyıklıoğlu

IT Uzmanı

IT uzmanı. İşletmelerin bilgi işlem tarafını yazıyor: yedekleme, siber güvenlik hijyeni, cihaz ve kullanıcı yönetimi, ağ ve iş sürekliliği. Sorun çıkmadan önce yapılması gerekenlere odaklanıyor.

İlgili yazılar

Hazır mı, özel mi? Birlikte karar verelim

Süreçlerinizi kısa bir görüşmede dinleyip, ihtiyacınıza en uygun çözümü ve yol haritasını dürüstçe çıkaralım.